More

    Neden rüya görürüz?

    Her insan uyuduğunda ortalama 90 dakikada bir rüya görür. Ayrıca her gördüğü rüya döngüsü bir öncekinden daha uzundur. Rüyalarımızda uçabiliriz, yüksek bir yerden düşebiliriz, kaybolabiliriz… Kısaca gerçekte yapamayacağımız şeyleri yapabiliriz. Peki neden rüya görürüz? Hiç düşündünüz mü?

    Bununla alakalı bazı teoriler var. Örneğin ünlü bilim insanı Sigmund Freud bununla ilgili; “isteklerimizi doyurmak için rüya görürüz” demiş. Hatta bunu kanıtlamanın çok kolay olduğunu söylemiş. Freud’a göre, bir insan tuzlu bir yiyecek yiyip uyursa rüyasında su görür. Dolayısıyla arzularını doyurmuş olur. Öte yandan, rüyalarla ilgili bir diğer teoriye göre, rüyalar biyolojik savunma mekanizmaları olabilir. Bu Antti Revonsuo’nun 2000 yılındaki tehdit simülasyon teorisidir. Teoriye göre, evrim süreci boyunca zihin karşılaşılabilecek tüm tehditleri algılar, şekillendirir, kurar ve bir savunma mekanizması geliştirir. Ve bunu rüyalar yoluyla daha kolay görselleştirebilir. Bunun da evrim sürecine büyük bir katkı sağladığı söylenmekte.

    Bilim insanları uzun senelerdir nasıl uykuya daldığımızla ya da neden uykuya ihtiyacımız olduğuyla ilgili sorulara cevap arıyorlar. Bu soruların pek çoğu da yanıtlanmış durumda. Hatta uykunun evreleriyle alakalı bile sorulara cevap buldular. Mesela, uykumuz kısa süreliğine dalmış olsak bile 5 evreden oluşur. İlk evre hemen dışarıdaki ses ve hareketleri algıladığımız hafif uyku evresidir. ikinci evre ise biraz daha derindir, yarım saatlik “powernap”lerimiz bu evrede sayılabilir. Üçüncü ve dördüncü evre ise çok daha derindir. Son olarak, beşinci evre “REM” diye adlandırdığımız uyku evresidir. REM’in açılımı Rapid Eye Movement yani “hızlı göz hareketi”dir. Bu evrede gözlerimiz göz kapaklarımızın içinde çok hızlı hareket eder. Ve en derin uykudayızdır.

    Bunun yanı sıra, aynı bilim insanları hala “neden rüya görürüz?” sorusuna tam olarak bir yanıt bulmuş değiller. 

    Neden rüya gördüğümüze dair diğer teoriler:

    Carl Jung, rüyalarımızda gördüğümüz her şeyin gerçek düşüncelerimiz olduğuna inanır. Robert McCarley ise; rüyaların beynimizin rastgele uyarımlarının bir sonucu olduğunu düşünür. Allan Hobson da McCarley ile aynı fikirdedir. Ancak bu “rastgele” elektrik uyarımları bütün hikayelerle uyumlu değillerdir. Parça parça görüntülerden oluşan bir seridirler. Yani onlara göre, bir insan uyanıkken, beyin bu parça görüntüleri alır ve onlardan anlamlı bütün bir hikaye oluşturur.

    Sonuç olarak, yukarıda bahsettiğim gibi bu konuyla alakalı oldukça fazla teori mevcut. Siz hangisine daha sıcak bakıyorsunuz? Neden güya görüyoruz sorusuna hala net bir cevap verilmiş değil. Buradan bilim insanlarına sesleniyoruz! Merak ediyoruz yahu! 🙂

    En Son Makaleler

    İlgili Makaleler

    Leave a reply

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz